Prof . Teoman Özalp
1 . Giriş:
Bugün ülkemizde denizcilik konuları ile ilgili alanda yüksek öğretim yapan değişik eğitim kuruluşları vardır.Gemi İnşaatı Mühendisliğinin ülkemizde tarihi dendiğinde pek doğal olarak 45 yıldan beri bu eğitimi yapmakta olan İstanbul Teknik Üniversitesi büyük yer tutar ve en önde gelir.Ancak, bu eğitimin İstanbul Teknik Üniversitesinde başlaması ve gelişmesi, Gemi İnşaatı Fakültesinin kurulması konuları ayrıca ele alınması uygun olan,geniş bir çalışmayı gerektirmektedir.
Bu çalışmada ben, başlangıçtan Teknik Üniversitenin kuruluşuna kadar geçen dönemi, ilgili yayınlardan inceleyerek özetlemiş bulunuyorum.Osmanlıların hangi dönemlerinde ne gibi nedenlerle eğitilmiş teknik elemanlara ihtiyaç görüldüğü ve atılımların nasıl yapıldığı bu çalışmada özetlenmiştir.Türkiye’de Mühendislik Eğitiminin 1773 yılında başladığı ve bu eğitimin 217 yıllık bir geçmişi olduğu anlaşılmaktadır.
2 . Anadolu da Tersaneler ve Donanma
Değişik uygarlıklara sahne olan Anadolu’da Gemi İnşaatı Endüstrisi, Selçuklularla başlayıp, Osmanlılar döneminde büyük gelişmeler göstermiştir.
Anadolu’da ilk tersanelerin Selçuklular tarafından kurulduğu bilinmektedir.Alanya tersanesinin kalıntıları, bugün tarihi bir değer olarak yerindedir.Osmanlılar döneminde ilk önemli tersane Yıldırım Beyazıt tarafından Gelibolu’da yaptırılmıştır.Fatih Sultan Mehmet özellikle İstanbul’u fethetmek için donanmaya önem vermiştir.Fatih’ten sonra Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman tersanelerin ve gemilerin sayılarını artırmışlardır.Tuna’dan Süveyş Kanalı’na kadar bütün bölgede deniz üsleri ve tersaneler kurulmuştur.
Türk Donanmasının yelkenli ve kürekli gemileri, devrin Denizcilikte en gelişmiş ülkeleri olarak bilinen Venedik, Ceneviz, İspanya ve Portekiz donanmaları ile boy ölçülmüşlerdir.Barbaros Hayrettin Paşa’nın 1538 yılında Haçlı donanmasına karşı kazandığı Preveze zaferi, Türk donanmasının büyüklüğünü ortaya koymuştur.1538 yılında Akdeniz bir Türk Denizi niteliğini taşımaktaydı.
Bu devirlerde donanmanın bütün malzemesi ve teçhizatı Anadolu’da yapılıyor, yalnız Türk işçi ve ustaları kullanılıyordu.Her yıl, en az 40 kadırganın inşa edilmesi bir kanundu(1).Eskiyen gemilerin yerine yenileri inşa edildiği gibi, filoda gemi sayısı devamlı artıyordu.Yalnız Akdeniz değil, Karadeniz, Marmara, Ege ve Karadeniz’de bir Türk gölü haline gelmişti.Piri Reis, bütün dünyaca bugün bile çok değerli bir eser olarak bilinen, ceylan derisi üzerine renkli olarak çizdiği haritasını 1517 yılında Yavuz Sultan Selim’e sunmuştu.Piri Reis’in “Kitabı Bahriye” adlı eseri, Anadolu sahillerinin özelliklerini karış karış veren değerli bir coğrafya kitabı olarak bugün dahi geçerlidir.(2)
Ancak 1571 de Türk Donanması İnebahtı Savaşını kaybetti.Avrupalılar, Osmanlıların artık denizcilikte bir daha dirilemeyeceğini düşünüyorlardı.Bu mağlubiyet üzerinden çok geçmeden Sadrazam Sokollu Mehmet Pasa ile Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa işbirliği yaparak, 5 ayda 300 gemiden oluşan yeni bir filo inşa ettirdiler.Türk usta, teknisyen ve işçilerinin büyük emeği ve başarısı bir kez daha görülmüştü.Osmanlıların, Barbaros Hayrettin Paşanın Kaptan-ı Derya adı ile başlayan deniz üstünlüğü, 1587 yılına, Kılıç Ali Paşanın ölümüne kadar sürdü.17. yüzyıl başlarında her alanda olduğu gibi denizciliğimiz de önemini kaybetti ve düşüş bir yüzyıl kadar sürdü.
(1) Osmanlı Devletinin Merkez ve Bahriye Teşkilatı 445
(2) Piri Reis Haritasının bir kısmının orijinali halen Topkapı müzesinde bulunmaktadır.Kitabı Bahriye, Tarihi Araştırmalar Vakfı tarafından düzenlenerek, İngilizce ve Türkçe olarak 1989 da renkli olarak yayınlanmıştır.
3 . Eğitimin Önemli Görülmesi
Özellikle 17. yüzyılda Avrupa’da yabancı donanmalarda büyük gelişmeler görüldü.Osmanlıların donanmayı yeniden geliştirme gereğini duydukları 18. yüzyılın başlarında orduya çağdaş bilgilerle donatılmış subaylar yetiştirmek gerekti.1727 yılında 3. Mehmet, ordunun zamana daha uygun bir düzene sokulmasını ve askerlikle ilgili bilimlerin öğretilmelerini emretmiş, bu emir üzerine Sadrazam İbrahim Paşa, İbrahim Müteferrika’ya bu konuda bir taslak hazırlatmıştı.Padişah tarafından bu taslak onaylandı ve Üsküdar’daki Bostancı ocağında askerlerin eğitilmesi konusunda yapılan bu atılıma Yeniçeriler karşı çıktılar.
1734 de 1. Mahmut Yeniçeri ocağından ümit keserek, okur yazar ve disiplinli subay yetiştirmek amacıyla, Üsküdar’da Toptaşı’nda, daha sonra uzun yıllar akıl hastanesi olarak kullanılan binada “Humbarhane ve Mühendishane” adında bir okul açtırmış ve devlete daha sadık olan Boğaziçi Bostancı erlerinden uygun görülenleri ayırtarak burada eğitilmelerini emretmişti.Okula bazı geometri araçları alınmış ve zamanın matematikçisi Mehmet Sait Efendi geometri öğretmeni olarak atanmıştı.Ancak bu okulda Yeniçerilerin saldırısına hedef olmaktan kurtulamamış ve bir süre sonra kapanmıştı.
1759 da üçüncü atılım 3. Mustafa’dan geldi.Sadrazam Ragıp Paşa, mühendishaneyi, Sütlüce’deki Karaağaç Semtinde büyük bir binayı imar ettirerek, okul olarak açtı, ancak bir süre sonra bu okulda kapandı.3. Mustafa bütün zorluklara karşın yeni bir okul açtırmaya kararlıydı.1770 de İngilizlerin yardımıyla Septe Boğazını aşarak Akdeniz’e giren Rus Donanması Çeşme’de Osmanlı Donanmasıyla çatıştı ve Donanmamızı tümüyle yaktı.Bu yenilgi 3. Mustafa’nın çağdaş bilimi orduya sokmak yolundaki düşüncesinin doğruluğunu bir kez daha ortaya koymuştu.Her tarafı denizlerle çevrili olan Osmanlı Ülkesinin donanmadan yoksun kalması yeni felaketlere neden olabilirdi.3. Mustafa devletin ileri gelenleriyle beraber bu konu üzerinde ciddi toplantılar yaptı.İstanbul’daki Fransız büyükelçisi “Vergeuennes”in damadı olan “Baron de Tott” adındaki Macar asilzadesi, bilgili ve çok yetenekli bir adamdı.Baron de Tott, Türklerin dilini,örf ve adetlerini öğrenmek üzere Mayıs 1765 tarihinde İstanbul’a gelmiş, bir süre Fransız büyükelçiliğinde çalışmış, 1767 de Osmanlı devleti hizmetine girmiş ve 1776 da Fransa’ya dönmüştür.İstanbul’a Türkçe öğrenmek amacıyla gelmiş olan Baron, Türklerin dostluk ve yakınlıklarını gördükten sonra bir süre Türkiye’de kalmaya karar vermiştir.Orduda topçu ve istihkam sınıflarının yetiştirilmesine yardımcı olmuştu.
Bu tarihlerde İstanbul’u yakacak ve gıda sıkıntısını gidermek için yeni deniz yolları bulunması çareleri düşünülmüştü.Sakarya nehrinin İzmit Körfezine birleştirilmesi için bir kanal açılması görüşü ortaya atılmıştı.Yeni oluşacak bu yoldan donanmanın inşası için gerekli olan kerestenin daha kolay taşınacağı düşünülüyordu.Sapanca gölünde bir tersane kurulması da planlanmıştı.(3).İncelmeleri yapmak için seçilen komisyonda Baron de Tott’da görevlendirilmişti.Ayrıca Baron, Süveyş’te kanal açılması projesinde çalışmak üzere görevlendirilmişti.Baron, bir süre topçu kumandanı olmuş, Çanakkale Boğazının korunması için gereken istihkamları inşa ettirmiş, harplere bile katılmıştı(4).Kendisinin Türkiye’den dönüşünden 8 yıl sonra yayınlanan anılarında(5), ilginç bilgiler vardır:
“3. Mustafa, devlet idaresinin bütün şubelerini berbat eden bozuklukların önlenmesi için bazı tedbirler aldırmış ve bilgilerin Avrupa’dan alınmasıyla yetinmemiş, bilim ve eğitimin yayılmasını düşünerek, bir “Riyaziyat Mektebi”(Matematik Okulu )nin açılmasını ve yönetimini benim üstlenmemi istemişti”.
3. Mustafayı batı düşünceli bir adam olarak tanıtan Baron de Tott un üç ciltten oluşan anılarının 3. bölümümde Matematik Okulu konusunda şu bilgiler vardır:
“Mühendisan Ocağı bu yeniliğe karşı çıktı.Üsküdar Toptaşı’ndaki Hendesehaneden yetişmiş olanlar yeni bir okulun açılmasını istemiyorlardı.Padişah, Ocak Mühendisliğinin bir kurul önüne tarafımdan imtihan edilmelerini emretti.Reisülküttap(Dışişleri Bakanı) İsmail Bey’in başkanlığında, Haznedarbaşı Şehremini, Mühendisan Reisi ve altı bilginden oluşan kurulda ilk soruyu Mühendisan Reisine sordum:
-Bir üçgenin iç açıları toplamı kaç derecedir? sorumu tekrar ettirdiler, aralarında konuştular ve sonunda,
-Üçgenine göre değişir.
cevabını verdiler.Şaşırdım, doğru cevabı anlattım.Aslında ilme bağlıydılar, ancak bilgileri yetersizdi.Hepsi yeni okula girmek istediler.Artık yeni okulu kurmak işlemine girmiş sayılırdık”.
(3) Tarihi Vasıf 104
(4) Osmanlı Türklerinde İlim
(5) MEmoires Sur les Turcs et le Tartares, Amsterdam 1784
4. Mühendishanei Bahriyi Hümayun’un Açılması:
Baron de Tott’un yardımıyla, donanmada geometri ve coğrafya bilen adamların bulunmasını sağlayacak bir okul, 1773 yılında Haliç
Mühendishaneyi Bahri’nin bağımsız olmasını istiyor ve iki okulun birarada bulunması ile esas gayenin kaybolacağını düşünüyordu.Bu nedenle Padişahın görüşüne karşı çıktı.1979 yılı başında bir rapor hazırlayarak sadrazam aracılıgı ile Padişaha sundu.Bu raporda,Mühendishaneyi Bahri’nin son 10 yıldaki gelişmeleri ele alınıyor,okula verilen düzen anlatılıyor,”Gemi İnşa” sınıfının açılması yanında 1973 den sonra tersanenin nasıl modernize edildiği belirtiliyordu.Tersanede çalışan ve fazla yararlı olmayan ustalardan büyük bir kısmının işine son verilmiş,İstanbul’un en iyi ustaları,her türlü parasal olanak sağlanarak tersanede görevlendirilmişti.Fransız gemi inşa mühendisleri,Le Brun,Jacques Baltbrasarel,Toussaint-Petit ve Jean-Baptiste Benoit hizmete alınarak gemi inşaat çalişmalari geliştirilmiş ve Fransız Hocalar tarafından çok yetenekli Türk gemi inşa mühendisleri yetiştirilmişti.1795′de Mühendishane-i Sultani,Mühendishane-i Berri Hümayun adını almıştı.Küçük Hüseyin Paşanın bu raporu Padişaha etki yaptı.Tam birleşme yapılmadı,ancak teknik eğitim yapan bütün kuruluşların yönetiminin başına Kırımlı Abdullah Efendi getirildi.Mühendis adayları zaman zaman bazı dersleri beraber gördüler ve daha yeni olan Mühendishane-i Berri’nin eğitim araçlarından ortaklaşa yararlandılar.Bu ortak eğitim yaklaşık 1808 yılına kadar sürdü.Fransız mühendis hocalar 1804 yılında yurtlarına döndüler.Le Brun aynı zamanda tersane başmühendisliği de yapıyordu.Bu süre içerisinde Haliç tersanesindeki taş havuzlar inşa ettirildi.1795′de tersane mühendisleri yeni bir binaya yerleştirilmişlerdi.1803 yılı sonunda Küçük Hüseyin Paşa öldü.Kaptanı Deryalığa getirilen Mehmet Kadri Paşa gelişmeleri ciddi olarak izledi ve sürdürdü.1805 yılında Osman Efendinin baş hoca olduğu dönemde ,24′ü okulda,16’sı donanmada eğitim gören 40 öğrenci vardı.Harita ve Seyrisefain bölümünde eğitim 3 yıl,Gemi İnşa bölümünde ise 4 yıldı.
Yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır ki,genellikle gemi inşa mühendisliği eğitiminde Fransız hocalar önceliği alıyordu.Müfredat programları üzerinde ayrıntılı bilgileri sağlamak zordur.Ancak genel mühendislik eğitiminin daha çok geometri ve tasarı geometri bazına dayandırıldığı,meslek eğitiminin ise o günün modern koşullarına uyduğu ve daha çok uygulama bazına dayandığı anlaşmaktadır.
3.ncü Selim zamanında Buğdan Voyvodasının kardeşi Dimitrasko Beyzade,İstanbul’da Kuruçeşme’de yalnız Rum öğrencilerin okuduğu ve eğitim programları Mühendishane-i Berri Hümayunun programlarının benzeri olan bir mühendishane açmıştı.Ancak,dış baskılar nedeniyle bu kuruluş bir süre sonra kapandı.
Osmanlılar döneminde eğitime önem verilmesi konusunun 18.nci yüzyılın ilk yarısında ele alındığı görülmektedir.Sonradan,Mühendishaneyi Bahriyi Hümayun kurulduktan sonra bile eğitimin bir dal üzerinde yoğunlaştırmayıp,genel mühendislik eğitiminin verildiği anlaşılmaktadır.Mühendislik eğitiminde “Gemi İnşa Mühendisliği”konusunun ayrı bir isim olarak ifade edilmesi 3.ncü Selim’le başlamıştır ki,bunun tarihi 200 yıl öncedir.
1806′da şimdiki Haliç tersanesinin bulunduğu yerde yeni bir okulun inşası başlandı.Ancak,1807′de Kanakçı Mustafa isyanı çıktı ve yönelik taraflarının çoğu öldürüldüğünden,okulun inşası yarım kaldı.Sonradan tamamlanan okul 1821yılında Kasımpaşa’da çıkan büyük bir yangın sonunda yandı.Eğitime bir yıl ara verildi.1822 yılı sonunda Koca Hüsrev Paşa Kaptanı Derya oldu ve okulu Parmakkapı’da bir bıçkı atölyesinde yeniden açtı.Padişahın sevdiği bir adam olan Hüsrev Paşa okula çok yenilikler getirdi.1830 yılında okul,Heybeliada’daki Kışla binasına taşındı.1832 yılında,Kasımpaşa’da şimdiki deniz hastanesinin bulunduğu yerde bulunan Kaptan Paşa Konağının onarılarak yeni bir okul haline sokulması karar verildi ve 1838 yılında okul Heybeliada’dan buraya nakledildi.Yeni okulun kapasitesi 400 öğrenci içindi ve yalnız yüksek eğitim kuruluşu olarak düşünülnüştü.Ancak,orta eğitim yapacak kuruluşlar yeterli olmadığından,zorunlu olarak bu eğitim de bahriye okulu içersinde yapılmaya başlandı.13-16 yaş arasındaki gençler okula alınıyor,okuma,yazma,güzel yazı,Osmanlıca ilk sınıflarda öğretiliyordu,3.ncü sınıfta makina ve inşaiye derslerine geçiliyordu.Başlangıçta yabancı dil olarak Fransızca öğretilirken 1842 yılında İngiltere’den getirtilen hocalarla İngilizce zorunlu yabancı dil oldu.TakvimiVekayi’nin Ocak 1841 tarihli sayısından anlaşıldığına göre,donanmadaki gemi kaptanları arasında okur yazar olmayanlar vardı.Padişah,bunların içinden 3 yıl içersinde okuma yazma öğrenmeyenlerini terfi ettirmeyeceğini duyurdu.Edirne Muahedesi ndeniyle Rusya’ya gitmiş olan Kaptanı Derya Halil Paşa,1830′da İstnabul’a döndüğünde Padişaha,”Avrupa taklit edilmediği takdirde Asya’ya dönmekten başka çare yoktur” demişti.1838′de ilkokul eğitimi zorunlu oldu.1841 yılında İstanbul’a gelen İngiliz turist Charles Mac Farlane anılarında,Mühendishaneyi Bahriyi gezdiğini ve burayı çok beğendiğini ,binanın Haliç’e baktığını ve donanmayı gördüğünü yazıyordu.Okulda,Padişah için yaptırılmış süslemeli çok güzel bir salonun bulunduğundan da bahsediyordu.((9)Türkiye Maarif Tarihi II)
1773 yılında açılmış olan Mühendishaneyi Bahriyi Hümayun’un eğitimi matematik ve geometrik baza dayanıyordu.Ancak okuldan yetişenlerin çoğu daha çok gemi inşaatında ve haritacılık başarılı oldukları görülüyordu.Bunun nedeni de değerli hocaların daha çok bu alanda yetişmiş olmalarındandı.Örnek olarak,3.ncü Selim’in giriştiği gelişme atılımından sonra yetişen okuldaki baş hoca Seyyid Mustafa Efendi,Fransa’dan getirilen mühendis Brun’un yanında yetişmiş,Fransızcayı ana dil gibi bilen,gemi inşaatında zamanının en iyi mühendisi idi.1815 yılında Fransızca olarak yazdığı bir eser ,Fransa’da büyük yankılar yapmıştı.Seyyid Mustafa Efendi gemi inşaatında kendi geliştirdiği inşaat usulleri yanında modern inşaat usullerini de uygulayarak güzel kalyonlar inşa ettirmişti.
5.Bahriye Mektebi - İnşaatı Bahriye Şubesi :
Zamanla gelişen okula Haliç’deki bina yeterli gelmedi ve okul 1845 yılında Heybeliada’ya taşındı,((10) Deniz Mektepleri Tarihçesi).Mühendishaneyi Bahri Tanzimat Dönemine kadar aynı adı taşıdı ve Tanzimattan sonra adı “Bahriye Mektebi” oldu.
1861 yılında Abdülaziz Padişahlığa geldi.Bu Padişahın donanmaya verdiği büyük önemin etkisiyle okulun eğitim sistemlerinde de gelişmeler oldu.Gemi İnşaatındaki çağdaş gelişmelere uyularak güverte ve inşaiye sınıfları dışında bugünkü gemi makineleri işletme mühendisleri notasyonuna benzer olan “Buhar” sınıfı kuruldu.Gerçekte buharlı gemi ilk kez Abdülmecid döneminde donanmaya girmişse de bu geminin makine ile ilgili bütün personeli,çoğu İngilizler olmak üzere yabancı teknik elemanlardan oluşmaktaydı.Bahriye Mektebi buhar sınıfından teknik personeli yetiştikçe,zamanla yabancıların yerini Türkler aldı.
Bu dönemlere ait ayrıntılı müfredat programları üzerinde fazla bilgi yoktur.Bununla beraber artık eğitimin içersinde Fransız hocalardan çok İngiliz eğitmenler görülmektedir.Zaten Abdülaziz,tersanelerimizin geliştirilmesi için yapılan çalışmaların ,İngiliz gemi inşaatı teknolojisine dayandırılmasını istemiştir.Nitekim Haliç’deki tersanelerimizde 1950 yılında bile,70-80 yıl önce İngiltere’den getirilmiş olan bazı tezgahtar hala kullanmaktaydı.
Mühendishaneyi Bahriden yetişen yetişen buhar sınıfı elemanlarının zamanla gelişen filoya yetmediği görülmüş ve 1885 yılında ” Sefaini Ticariye ” (Kaptan Mektebi) açılmıştı.Bu okulun açılmasının diğer bir nedeni de ticaret gemilerinde çalışan kaptanların yetersiz görülmeleridir.
Yeni yönetmeliğe uyularak inşaatı bahriye bölümüne bir süre öğrenci alınmadığından, 1910-1920 yılları arasında bu bölümden mezun verilmemiştir.1921-1924 yılları arasındaki 4 yılda okulun inşaatı bahriye şubesinden yeniden 10 mühendis mezun olmuştur.
İbrahim Aşki Beyden başka Bahriye Mektebinden çok değerli Türk hocaların yetişmiş olduklarını görmekteyiz.Okulun güverte bölümünün 1908 yılı mezunlarından olan Salih Murad Beyin, sonradan okulda hocalığı dışında Yüksek Mühendis Okulunda ve İ.T.Ü. de fizik hocası Ord. Prof. Salih Murad Uzdilek olarak yüzlerce öğrenci yetiştirdiği bilinmektedir.
1875 yılında güverte bölümünden mezun olan Süleyman Nutki Bey ülkemizin Gemi İnşaatçılarınca çok iyi bilinen Ord. Prof. Ata Nutku’nun babası olup Deniz Müzesinin kurucusudur.
1886 yılında İnşaatı Bahriye bölümünden sınıf birincisi olarak mezun olan İsmail Hakkı Bey, sanat tarihimizde deniz ressamı olarak bilinmektedir.Deniz Müzesinde eserleri vardır.1911 yılında bahriyeden ayrılarak Paşabahçe de özel bir küçük tekne inşa atölyesi kurulmuştur.1926 yılında ölmüştür.
1896 yılı güverte bölümü birincisi Ahmet Tevfik Bey uzun yıllar okulda matematik öğretmenliği yapmış, 1928 de emekli olmuştur.Kendisi, uzun yıllar İ.T.Ü. de gemi mukavemeti ve tersane organizasyonu dersleri öğretim görevlisi olan merhum hocamız Faruk Erler’in babasıdır.
1900 yılı inşaatı bahriye bölümü mezunu Mehmet Ruhi Bey de ünlü ressamlarımızdandır ve 1910 yılında Güzel Sanatlar Akademisinden birincilikle mezun olmuştur.
İnşaatı Bahriye sınıfından 1901 yılında mezun olan Ali Sami Boyar, çok ünlü bir ressam ve müzecidir.Yabancı ülkelerde sergiler açmış, Ayasofya ve Deniz Müzeleri müdürlükleri yapmış, 1967′de ölmüştür.
1906 yılında İnşaatı Bahriye bölümünden mezun olan Tosyalı Ahmet Şevket Bey, okulda uzun yıllar gemi inşaatı hocalığı yapmıştır.1931 yılında Kara Kuvvetleri emrine geçerek askeri okullarda fen dersleri hocalığına devam etmiştir.
1909 yılı İnşaatı Bahriye bölümü mezunu Cavit Akman, Meşrutiyetten önceki dönemin son mezunu olup1947 yılında albay rütbesinden emekli olmuştur.
1908 yılında Bahriye Mektebinde makine ve inşaiye bölümleri kaldırılmış olduğundan, 1909 yılından sonra bu bölümlerden mezun verilmemiştir.1910 yılından beri okulda uygulanan yeni yönetmeliğe göre 10 yıl yalnız güverte bölümü mezunları çıkmış, ancak bu süre içersindeki mezunlardan bir kaçı mühendislik eğitimi için yabancı ülkelere gönderilmişlerdir.1916 yılında Bahriye Mektebine bağlı olarak” Katip Mektebi Bahriyesi” adlı bir bölüm açılmıştır.1921 yılından sonra makine ve inşaatı bahriye şubelerinin yeniden mezun vermeğe başladığı görülmektedir.
1921 yılı makine bölümü mezunu Kemal Canbakan 1930 yılında Gemi Makineleri Mühendisi diploması almıştır.1921 yılı inşaatı bahriye bölümü tek mezunu Hayrettin Akbaş’ın 1929 yılında Gemi İnşa mühendisliği onaylanmıştır.
1922 yılında İnşaatı Bahriye bölümünden mezun olan Celalettin Gözen 1938 yılında bahriyeden ayrılmış, daha sonra İstinye Tersanesi Müdürlüğü yapmıştır.Merhum Celalettin Gözen T.M.M.O.B Gemi Mühendisliği Odasının bir numaralı üyesidir.1922 yılı makine bölümünü birincilikle bitiren Cevdet Mutuk, sonradan Almanya’da 1941 tarihinde Gemi İnşaatı Yüksek Mühendisi diploması almıştır.1868 yılında İnşaatı Bahriye bölümünden mezun olduktan sonra 1902 de amiral olan Latif Emin’den sonra, Cevdet Mutuk, amiralliğe yükselen ikinci gemi inşaatı mühendisidir.Taşkızak ve Gölcük tersaneleri komutanlığı yapmış, 1955 yılında tuğamiral olmuş ve 1957 yılında emekliye ayrılmıştır.
1923 yılında İnşaatı Bahriye bölümünden mezun olan Ord. Prof. Ata Nutku ile Prof. Muhittin Etingü, sonradan İ.T.Ü. de gemi bölümünün kurulması ve gelişmesinde büyük hizmetleri geçen iki değerli hocamızdır.Bugün hayatta olan hocamız Ata Nutku’nun Türk Gemi İnşaatına unutulmaz hizmetleri, bu meslekle ilgili herkes tarafından bilinmekte ve daime şükranla anılmaktadır.
1924 yılında İnşaatı Bahriye bölümünden mezun olan Faruk Erler daha sonra 1944 yılında Amerikadan Gemi İnşaatı Yüksek Mühendisi diploması almıştır. İ.T.Ü. de öğretim görevlisi olarak uzn yıllar değerli hizmetler vermiştir.Albay rütbesiyle askeri tersanelerin müdürlüklerinde bulunmuş, sonradan Denizcilik Bankası T.A.O. da İstinye tersanesi müdürlüğü ve genel müdür yardımcılığı yapmıştır.Faruk Erler kitaplığını uzun yıllar evvel İ.T.Ü. Gemi İnşaatı Fakültesine bağışlamıştır.
1924 yılından sonra İnşaatı Bahriye bölümü kapatılmıştır.Bu yıldan sonra makine bölümü ve hatta güverte bölümü mezunlarından bazıları yabancı ülkelere giderek, gemi inşaatı, gemi makineları, gemi elektriği gibi değişik meslek konularında yüksek mühendislik eğitimi yapmışlardır.Örnek olarak, 1929 makine bölümü mezunu Saffet Kıyasi Almanyada yüksek mühendis olmuş, daha sonra Teknik Üniversite Makine Fakültesi gemi şubesinde bir süre gemi makineleri dersi öğretim görevlisi olarak çalışmıştır.
1935 yılndan sonra okuldan askeri mühendis sınıfından mezunlar çıktğıda görülmektedir.Ancak bu bölümden mezun olanlar yüksek mühendislik diplomalarını daha sonraki yıllarda yabancı ülkelerden almışlardır.
6 . Teknik Üniversite Makine Fakültesi Gemi Bölümü
Ülkemizde, Bahriye Mektebi dışında gemi inşaatı veya gemi makineleri mühendisliği eğitimi, Teknik Üniversite Makine Fakültesinde Gemi Bölümü kurulana kadar yapılmamıştır.Bahriye Mektebi dışında sivil mühendisler, lise eğitiminden sonra imtihanla yabancı ülkelere giderek, İngiltere, Almanya veya Amerika dan yüksek mühendislik diploması alanlardan oluşmuştur.
1943 yılında Yüksek Mühendis Okulu Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kuruluş iken, bakanlık Gemi İnşaatı Yüksek Mühendisliği Bölümünün okulda kurulmasının faydalı olacağı görüşü ile durumun incelenmesini okul tedris kurulundan istemiştir.Bugünkü Üniversite Senatosu karşıtı olarak kabul edilebilecek tedris kurulu 10.9.1943 tarihli toplantısında durumu incelemek ve bir rapor hazırlamak üzere, Prof. Burhanettin Beken, Prof. İhsan İnan, Prof. Salih Murad Uzdilek, Prof. Hilmi İleri ve Prof. Francois Duscio’dan oluşan bir komisyon seçmiştir.Komisyon, ilgili konuda ülkemizde değişik kuruluşlarda çalışan, Ata Nutku, Muhittin Etingü, Zeyyad Parlar, Mesut Togar, Mümtaz Balsöz, Saip Alpay ve Fahri Tanman gibi mühendisleri davet ederek görüşlerini almıştır.
Teknik Üniversitenin arşivinden alınan bilgilere göre tedris kurulu, Gemi İnşaat Şubesinin ders programlarını hazırlayarak, Yüksek Mühendis Okulu makine şubesine bağlı Gemi İnşaatı ihtisas kolunun kurulmasına karar vermiştir.O arihlerde 6 yıl olan eğitimde ihtisas derslerinin 3. yıldan başlayarak 4 yı yürütülmesine karar verilmiştir.1943-44 yılında makine şubesi öğrencilerinden altı kişi kendi istekleriyle Gemi İnşa Bölümüne geçerek Yüksek Mühendis Mektebindeki eğitimin ilk öğrencileri oldular ve 1947 yılında Teknik Üniversite Makine Fakültesinin Gemi İnşaatı Şubesinden ilk Gemi İnşaatı Yüksek Mühendisi olarak diplomalarını aldılar.Bu sınıf, Kemal Karhan, Tarık Sabuncu, Fahri Tunçer, Ahmet Erdem, Gafuri Ertaş ve Sabahattin Ülkü’den oluşuyordu.
1945 yılında Yüksek Mühendis Okulu İstanbul Teknik Üniversitesine dönüştürüldüğünden ve birinci sınıf kaldırılarak eğitim beş yıla indirildiğinden 1947, 1948 ve 1949 yılı mezunları altı yıl okudukları ve hiç kalmadıkları halde 5. sınıftan mezun oldular.Yeni uygulamada Gemi Bölümü, Makine Fakültesinin bir şubesi olmuş ve ihtisas dersleri yine 3. sınıftan başlayarak 3 yıl okutulur şekle sokulmuştur.
Teknik Üniversite de Gemi İnşaatı eğitimi, başlangıçta, Üniversite dışındaki ilgili meslek kuruluşlarında tecrübeli mühendislerin öğretim görevlisi olarak üniversitede yaptıkları çalışmada yürütülmüş ve zamanla çok değerli yabancı profesörler davet edilerek, uzun vadeli veya kısa vadeli olarak üniversitede çalışmışlardır.Teknik üniversitenin kendi yetiştirdiği elemanlarda oluşan öğretim kadrosu daha çok 1953-1954 yıllarından sonra oluşmuştur.
Teknik Üniversitede Gemi İnşaatı Eğitimini nasıl geliştiği, bu konunun dışında tutulan, ayrıca ayrıntılı olarak incelenmesi faydalı görülen bir konudur.
Ülkemizde Gemi İnşaatı Mühendisliğinin başlangıcını özetleyen bu çalışmanın daha ayrıntılı olarak ele alınmasını isteyenler için bazı sayfaların altlarında numaralarla belirtilmiş olan eserleri ve yararlanılan eserler kısmında belirttiğim kitapları incelemelerini öneririm.
************
Yararlanılan Eserler:
1. Yüksek Mühendis Okulu, Çağatay Uluçay, Enver Kartekin, 1958
2. Deniz Harp Okulumuz 1773, Fahri Çoker, 1984
3. Modern Ships of War, Sir Edward Reed, 1888
4. Fighting Ships 1909